Memleketimden İnsan Manzaraları

Nazım Hikmet RAN

Şiirin içine gömülmüş bir roman Memleketimden İnsan Manzaraları. Cumhuriyet öncesinden İkinci Dünya Savaşına kadar geçen zamanın 20.000 mısralık bir yansıması...

 

Kurtuluş Savaşından tutun da İkinci Dünya Savaşına, işsizlikten tutun da namus olgusuna kadar; Anadoluda yaşanan olayların ve Anadolu insanının hayatını çizen kavramların; sanki hepsi yaşanmışcasına canlı ve gerçek anlatımı bu manzum öykü. İşin en
ilginç tarafı ise; ömrünün yarısını hapishanelerde geçirmiş bir şairin, yine hapishanede yazdığı bu şiirde, anlatılan dönemdeki sosyolojik ve ekonomik yapısına dair oldukça derin analiz ve saptamalar yer alıyor.


Memleketimden İnsan Manzaraları, aşağıdaki dizelerle başlıyor.

Haydarpaşa
garında

1941 baharında

saat on
beş.

Merdivenlerin üstünde güneş

yorgunluk ve telâş

Bir adam

merdivenlerde
duruyor

bir
şeyler düşünerek.

Zayıf.

Korkak.

Burnu sivri ve uzun

yanaklarının üstü çopur.

Merdivenlerdeki adam

-Galip Usta-

tuhaf
şeyler düşünmekle

meşhurdur:

"Kâat helvası yesem her gün" diye düşündü

5
yaşında.

"Mektebe gitsem" diye düşündü

10 yaşında.

"Babamın bıçakçı dükkânından

Akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü

11 yaşında.

"Sarı iskarpinlerim olsa

kızlar bana baksalar" diye düşündü

15 yaşında.

"Babam neden kapattı dükkânını?"

Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına"

diye düşündü

16 yaşında.

"Gündeliğim artar mı?" diye düşündü

20 yaşında.

"Babam ellisinde öldü,

ben de böyle tez mi öleceğim?"

diye
düşündü

21
yaşındayken.

"İşsiz kalırsam" diye düşündü


22 yaşında.

"İşsiz kalırsam" diye düşündü

23 yaşında.

"İşsiz kalırsam" diye düşündü

24 yaşında.

Ve zaman zaman işsiz kalarak

"İşsiz kalırsam" diye düşündü

50 yaşına kadar.

51 yaşında "İhtiyarladım" dedi,


"babamdan bir yıl fazla yaşadım."

Şimdi 52 yaşındadır.

İşsizdir.

Şimdi merdivenlerde durup

kaptırmış
kafasını

düşüncelerin
en tuhafına:

"Kaç yaşında öleceğim?

Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"


diye düşünüyor.

.....

 

Başa dön