Komutan Artık Orada Değil

Bir eksiklik hissettim sabah kalkıp gazetelerin baş sayfasını
okuyunca. Gorevi bıraktığını resmi olarak açiklamıştı. Kendisini şahsi
olarak tanımıyorum tabi, hatta hayatımda onun adını andığım günleri
toplasanız bir elin parmaklarını geçmez ama yine de bir eksiklik
yaşadim içimde. Garip, 49 yillik liderlik resmi olarak bitmişti.
Sosyalizmin, Çin ve Sovyetler gibi iki büyük ülkede hayal kırıklığına
donüşmesi bile yıldıramadı onları. "Fakir ama gururlular", alan ve
nüfus olarak küçük ama irade olarak en büyükler. Bu halde
olabilmelerini, tüm ambargolara karşı ayakta durabilmelerini O'na
borçlular. Ve artık O yok. Aslında herkes önceden biliyordu bunu.
Hastalığı nedeniyle önce "geçici" bir süre ayrıldı, kendi deyimiyle
halkını "yokluğuna alıştırdı", ve resmi olarak da 19 Şubat 2008
tarihinde bir daha göreve gelmeyeceğini açıkladı.

Milyarlarca insan evet abartısız milyarlarca insan onu tanıyor. Peki
neydi onu bu kadar ünlü yapan? Nasıl olur da nüfusu 10 milyon civarında
seyreden bu küçük adanın böylesine büyük bir lideri olabilirdi? Ve
nasıl olur da G-8 diye nitelendirilen ülkeler ve liderleri böyle bir
adamdan korkabilirdi?

Belki yazacaklarınız vardır...

Yorumlar

Castro Mu Küba Mı?

50 küsür yıldır dünyada süregelen barbarlığa direnen tek ülke onlar oldu. 50 küsür yıldır; yalnız, fakir, kapitalist ülkelerce bir diktatör tarafından ezilerek, bir çok kominist yaklaşıma göre ise ideolojik olarak eksik devlet yapısı nedeniyle sönmeye mahkum bir yönetim altında; ama illa ki direngen, illaki gururlu yaşadı Küba halkı. Sovyetler ve Çin'den aldıkları yardımlar kesildi, uygulanan ambargonun düzeyi arttı; üst düzey yöneticilere sayısız suikast ve devlet yapısına sayısız sabotaj gerçekleştirildi. Binlerce güzel insanını kaybetti bu halk; Che'yi kaybetti... Ama yıkılmadı. Yine de asıl sınavını şimdi veriyor Kübalılar.

 

Yakın zamana kadar tek bir başkan ve tek bir parti tarafından yönetilen bu ülke, yeni bir başkanla yola devam edecek şimdi. Dahası Raul Castro'nun yaşı dolayısıyla, -alıştıkları gibi- çok da üzün sürmeyecek bu dönem. Ama devlet yapısının sağlamlığı ve halkın mutluluğu, belki de artık tabulaştırdıkları, Fidel'in yokluğunda sınanacak. Fidel'e mi, yoksa kendilerine mi inandıklarını göreceğiz şimdi.

 

Ben de, Küba'nın yapısındaki problemleri ve de Fidel'i çokça eleştiren bir insanım. Ama ülkeyi de iyi tanımak lazım yine de. CIA'nin sitesine girseniz; yani alabildiğine "tarafsız(!)" baktığnızda (https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/cu.html) bile, kimsenin görmezden gelemeyeceği gerçekler söz konusu:

- Ortalama yaşam süresi 77.88 --> ABD 80 --> Türkiye 72.88

- İşsizlik oranı %1.9 --> ABD %4.6 --> Türkiye %9.7 (+ % 4 eksik istihdam)

- Yoksulluk sınırının altındaki nüfus oranı 0(yok) --> ABD %12 --> Türkiye%20

- En zengin %10'un gelirdeki payı 0(en zengin %10 yok) --> ABD %30 --> Türkiye %34.3

- En fakir %10'un gelirdeki payı 0(en fakir %10 yok) --> ABD %2 --> Türkiye %2

- Okuma yazma oranı %99.8 --> ABD %99 --> Türkiye %87.4

- Enflasyon %3.6 --> ABD %2.7 --> Türkiye %8.5

- Yetişkinlerde AIDS oranı %0.1 --> ABD %0.6 --> Türkiye'de Sistematik ölçüm yapılmıyor

- Bebek ölüm oranı %0.6 --> ABD %0.67 --> Türkiye %3.83

 

Aynı siteden Türkiye ve ABD'nin Verileriyle Küba'yı karşılaştırınca; gelişkin bir kapitalist sistem olan ABD'nin toplumsal hayattaki gelişmişlik oranlarının Küba ile neredeyse aynı; hatta Küba'nın çoğu başlıkta daha iyi olduğunu görüyoruz. Ekonomik verilerde ise Küba'da tam bir eşitlik olduğu çok açık görünüyor. Öte yandan gelişmekte olan bir kapitalist ülke olarak nitelendirilen Türkiye'nin verilerinden bahsetmek akıl karı değil. Bunun üstüne; BM'nin yaşam memnuniyeti anketlerinde en yüksek oranı Küba yakalamıştı. Dahası dünyada kişi başına düşen doktor sayısının en yüksek olduğu ülke de Küba. Açıkçası Küba'nın mı Türkiye'nin mi "üçüncü dünya ülkesi" olduğu açıkça tartışılır durumda.

 

İşte bu veriler ışığında bakınca; bir tek Fidel'in değil, ama bütün bir halkın verdiği bir kavga seriliyor gözler önüne. Asıl mesele Küba halkınının bunun ne kadar farkında olduğudur. Amerika'nın kumar, uyuşturucu, fuhuş merkezi; ucuz iş gücü cenneti olmaktan bu seviyeye kadar yükselmiş; Latin Amerika'da halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde kıvılcımı ateşlemiş bir halk; geldiği bu noktadan geri döner mi?

Ben dönmeyeceğine inanıyorum. Ülke Kübalıların mı, yoksa Castro'nun mu eseri? Cevabı ileriki yıllarda, Küba halkı verecek...

Başa dön