Akarsuya Bırakılan Mektup

incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu


gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Yorumlar

Hasan Hüseyin Aşk Şiiri Yazamaz!!!

Aşk şiiri yazmadığı için; "yazamadığı" için eleştirildi hep Hasan Hüseyin. Topumcu şiirin üretken şairiydi; ama, eksikti. Bireysel duygularda ve bireysel yaşamda, aktardıkları -kimilerine göre insanın ve dolayısıyla yaşamın ana damarı öğelerinde- yetersiz veya duyarsızdı.Oysa söz konusu olan Hasan Hüseyin'se, bakış açısını genişleterek yorumlamak gerekir yaptıklarını. Hayatını ve hayata bakış açısını bütün yazdıklarında görebildiğiniz bir adamın şiirlerini eleştirirken; kendisini ve dolayısıyla da görüşlerini de hesaba katmalısınız.Yüzlerce toplumsal şiiri arasından bu şiirin burada olma nedeni de budur aslında.

"Akarsuya Bırakılan Mektup" bir aşk şiiri... Hem de alabildiğine bireysel... Bu noktada, doğru bakmak gerekiyor, işte. Çünkü bana sorarsanız Hasan Hüseyin'in bütün şiirleri bireyseldir. Zira, teker teker her biri, tek bir şairin hayatını ve düşüncelerini yansıtır. Eğer hayatı, bütün insanlarla beraber verilen bir kavga olarak görüyorsanız; elbetteki en katıksız aşk şiiri bile toplumun içinde bulunduğu zorlukları, bireyin toplumsal konumu gereği bu zorluklardan gelen duygularını da yansıtacaksınız.

Hasan Hüseyin, toplumsal sorunlara dair yazdığı her şiirde kullanır sevdayı. Şiirin örgüsünde her zaman yer bulur aşk. Verdiği hayat kavgasının bir yansımasıdır şiir ve Hasan Hüseyin her güzel insan gibi severek geçirmiştir yaşamını. Kavgası ve sevdası aynı ölçüde bireysel ve toplumsaldır. İç içedir her zaman. Mesele şairin hayata bakış açısını yanlış bulmaksa; tartışmanın düzlemi değişir. Ama Hasan Hüseyin'in aşk şiiri yazdığını, "yazabildiğini" reddedmek; onun baş kaldıran şiirini; kalıplara hapsetmektir.Toplumsal şiirlerinde öğe olarak aşkı kullanan bir insan; kaçınılmaz olarak, aşk şiirlerinde de hayat kavgasını kullanacaktır. Her şey bu kavganın içindedir çünkü; ağlayan bebek, açlık, mavi yosunlar, ölüm, bahar ve borçlar ve tabi ki sevgili... her şey.

"Akarsuya Bırakılan Mektup"a gelince... Ayrılığın ve çaresizliğin bu kadar kapsamlı anlatılabilmesi; dahası bu kadar kapsamlıyken böyle sade kalabilmesi, Hasan Hüseyin'e olan hayranlığımı bir kat daha arttırmıştır. Çünkü aşk böyle birşeydir: her daim hayatın içinde. Ve ayrılık; seviyor olmaya rağmen ayrılık, daha iyi nasıl ifade edilebilir,bilmiyorum.

"gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç"

Başa dön